Arşiv

Sosyal dışlanmanın Roman halleri

Türkiye?de Romanlar, dışlanmış, ötekileştirilmiş, kentlerin kıyılarındaki mahallelere hapsedilmiş, kamusal hizmetlerden yararlanamayan farklı kimlikler içerisinde en dezavantajlı grubu oluşturuyorlar. ?Kentsel dönüşüm projeleri? ile evlerinden yurtlarından edilen, aynı zamanda kültürleri de yok olan Romanlar, artık çalgı çalıp şarkı söyleyip, dans etmeleriyle değil, ekmeğini çöpten çıkaranlar olarak ifade ediliyor.

Romanların farklı alanlarda yaşadığı sosyal dışlanmayı anlamak üzere Kasım 2011?de beş ayrı ilde Roman Topluluklar için Bütünlüklü Sosyal Politikalar Geliştirme Projesi kapsamında çalışma yapıldı. Edirne Roman Kültürünü Araştırma Geliştirme, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (EDROM), Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu ve Anadolu Kültür?ün yürüttüğü çalışma sonucunda gözlemler bir rapor halinde yayımlandı.

Erzurum, Samsun, Konya, İstanbul Ataşehir, İzmir Bergama ve Hatay illerinde yürütülen çalışmada Romanlara ilişkin önemli tespitler yapıldı. Raporda, Romanların toplumsallığının çok boyutlu bir sosyal dışlanma sürecini içinde barındırdığı belirtiliyor. Son yıllarda romanlarla ilgili yapılan çalışmalarda, Romanların Türkiye toplumunun en dezavantajlı grubu olduğu ve Romanlığın aynı zamanda bir yoksulluk durumu olduğu tesitlerine yer veriliyor. Söz konusu çalışmalarda, Romanların yaşadığı temel sorun alanlarının istihdam, barınma, sağlık ve eğitim olduğunun altı çiziliyor.

Romanların büyük bir kısmı düzenli gelir getirmeyen ve güvencesiz işlerde çalışıyorlar, ya da işsizler. Yine Romanların büyük bir kısmı gerek sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından, gerekse belediyelerden nakit yardımı ve ayni yardım alıyor. Bu sosyal yardımlar geliri belirsiz Roman ailelerin yaşamlarında son derece önemli bir yere sahipler. Roman topluluklarının yerleşim koşullarına bakıldığında kentlerin dış çizgilerini oluşturan Roman mahallelerinde yaşayan grupların kentin sosyal ve kültürel yaşamından yararlanamadıkları görülüyor.

?KENTSEL DÖNÜŞÜM? YIKIMLARI OLDU

Özellikle son dönemde yerel yönetimler tarafından uygulanan kentsel dönüşüm çalışmalarında Roman toplulukların da yaşadığı yerleşim alanları yıkım tehdidi ile karşı karşıya kaldılar.

Romanların, eğitim ile ilişkileri en kopuk grup olduğu belirtilen raporda, Roman çocukları arasında okulu terk etme oranının yüksek, devamsızlığın sık olduğu, üçüncü, dördüncü sınıfa gelmiş çocukların hala okuma yazma bilmediği gözlemine yer veriliyor.

Yine Romanların siyasi partiler, meslek kuruluşları, sendikalar gibi birçok siyasi ve sosyal kurumda temsiliyeti yok denecek kadar az. Rapora göre, Roman statüsü, sürekli bir sosyal dışlanmanın ve beraberinde getirdiği damgalanmanın sonucu ortaya çıktı. Şehrin güvenliğini ve toplumun refahı için ?tehlikeli? olarak addedilen Roman mekanları, suçun ve kayıt dışılığın yuvası olarak damgalanıyor ve şehir yaşamı ile bağları giderek kopuyor. Bu mahalleler, altyapı ve ulaşım sorunları kötü, konutları, yarattıkları illegal ekonomi ile birlikte roman gettolarına dönüşmüş durumda. Bu bağlamda mekan, Romanlar için bir damgalanma aracı olarak ortaya çıkıyor.

Çalışmanın yürütüldüğü tüm şehirlerde, kent halkının roman mahallerini, yakınından bile geçilmemesi gereken yerler olarak betimledikleri tespit edilmiş. Roman mahallelerinin suç üreten mahalleler olarak damgalanması romanların mahalle dışında kalan şehir yaşamına katılımını da engelliyor. Roman denince, akla hırsız ve uğursuz geldiğini söyleyen Romanlar, şehrin merkezi yerlerine gidemediklerini, örneğin bir alışveriş merkezine giremediklerini lokantada yemek yiyemediklerini söylüyorlar.

Romanların yaşadığı gecekondu mekanları yalnızca bir barınma mekanı değil, aynı zamanda gelir için gerekli. Yapılan gecekondu dönüm projeleri, Romanlar için sadece bir konut sorunu oluşturmuyor, bunun yanında geçim stratejilerini de risk altına alıyor. Bu nedenle gecekondu dönüşüm projeleri istisnasız her Roman mahallesinin korkuyla beklediği bir süreç.

Gecekondu dönüşüm projeleri, romanların mekansal dışlanmalarının da temelinde yatıyor. Yerel idareciler, Romanların yaşadıkları mekanı suç ve her türlü yasa dışı aktivitenin merkezi olarak tanımlıyorlar. Bu sebeple de roman mahalleleri bir yaşam alanı olmaktan çok bir an evvel yok edilmesi gereken suç mekanları olarak görülüyor. Gecekondu dönüşüm projeleri, hem Romanlar için çok boyutlu bir barınma sorununa işaret ediyor, hem de mekan temelli kurulan damgalayıcı dil ile Romanların yaşadığı sosyal dışlanmayı derinleştiriyor.

Çalışma kapsamında görüşülen kamu görevlileri bile, Romanların yaşadığı mekanların suçtan temizlenmesi gerektiğini savunuyorlar. Romanlar, daha iyi bir yaşam adı altında gecekondu dönüşüm projeleri ile meşrulaştırılan bir zorunlu yer değiştirme ile karşı karşıya kalıyorlar. Diğer bir deyişle Roman mekanları aciliyetle ortadan kaldırılması gereken bir alan olarak betimleniyor ve mekanın insanların sosyo-ekonomik hayatındaki yeri düşünülmeden gecekondu dönüşüm projeleri yürürlüğe sokuluyor.

İŞ BULMA İMKANI

Romanların en temel sorunlarından birini işsizlik oluşturuyor. Emek piyasası ile ilişkilenmiş Romanlar genellikle güvencesiz, marjinal ve mevsimlik işlerde çalışıyor. Öyle ki, raporda, çalışan Romanlar için ?çalışan yoksullar? ifadesi kullanılmış. Tüm şehirlerde niteliksiz, güvencesiz, sağlıksız ve ağır iş koşullarında çalışan bir Roman topluluğundan bahsetmek mümkün. Gelirin her daim belirsiz olduğu, geçim stratejilerinin günü kurtarmak üzerine inşa edildiği bir hayat süren Romanlar için en çok özlem duyulan şey ise güvenceli bir iş. Romanlar için güvenceli bir işe ulaşmak hayal haline gelirken, bugün var yarın yok işler, emek piyasası ile ilişkilerini ve geçim stratejilerini belirleyici bir nitelik taşıyor.

Piyasada hurdacılık, kağıt ve plastik toplayıcılığı, hamallık gibi işler, Roman işleri olarak kabul görmüş. Raporda, romanların Antakya?da hurdacıların istenmemesi, Konya?da bohçacılığın yasaklanmaya çalışılması, Bergama?da Romanların genelde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışması, romanların şehir yaşamında görünür olmasından duyulan rahatsızlığın tezahürleri olarak belirlenmiş. Romanların da kendi kimliklerini yaptıkları işler ile inşa ettikleri söylenebilir.

İş arayan Romanlar, yaşadıkları mahallelerin adını söyledikleri andan itibaren dezavantajlı konuma düşüyorlar ve çoğu zaman olumsuz yanıt alıyorlar. Mekansal damgalamanın Romanların güvenceli işlere erişimlerini en ağır şekilde etkilediği iki şehrin ise Konya ve Erzurum olduğu tespitine yer veriliyor.

Çalışma yapılan bütün şehirlerde, Romanların şehirlerin ekonomik yaşamı içerisinde hurdacılık, kağıt toplayıcılığı, hamallık, ayakkabı boyacılığı temizlik gibi marjinalleşmiş iler ile geçimlerini sağladıkları tespit edildi. Romanların yaptığı iş, ağırlıklı olarak atık kağıt toplayıcılığı. O kadar ki, artık çalgı çalıp şarkı söyleyen ve dans eden roman imgesinin yerini ekmeğini çöpten çıkaran Roman imgesi almış.

Romanların çalışma yaşanının, ağır iş koşulları ve beraberinde gelen kronik hastalıklar nedeniyle 40?lı yaşlarda bittiği ifade ediliyor. Bu yaşlara geldiklerinde Romanların ciddi bir kısmı iş yapamaz hale geliyorlar. Romanların güvencesiz ve ağır iş koşulları yanında işlerin geçici olması eve giren geliri de belirsiz kılıyor.

KAMUSAL HİZMETLERE ERİŞİM

Raporda, Romanların toplumda eğitim ile ilişkileri en kopuk gruplardan biri olduğu belirtiliyor. Roman çocukları arasında okul terk oranının yüksek olduğu, devamsızlığın sıkça görüldüğü, üst sınıflara geçmiş çocukların dahi okuma yazmayı sökemediği gözlemlenen bir durum. Saha çalışmasında da Roman mahallelerinde eğitimle ilgili gözlemlenebilecek ilk olgu, eğitim seviyesinin düşüklüğü. Romanların topluluk normu geğreği eğitime değer vermedikleri, çocuğun okullu olmasının topluluk içinde bir değer taşımadığı kanısı sıkça görülen bir durum. Yoksulluğun eğitimden kopuşun temel sebeplerinden biri olduğu tespit edildi.

OKUL SIRASINDA DIŞLANIYORLAR

Okula devam edememe nedenlerinden bir diğeri ise romanların her alanda karşılaştıkları sosyal dışlanmaya okul sıralarında da maruz kalmaları. Roman çocukların okul sıralarında yaşadığı dışlanma, okuldan soğumalarına ve ayrılmalarına neden oluyor. Roman çocuklarının maruz kaldığı dışlanmanın bir diğer tarafı ise okul yönetimleri.

Eğitimden erken kopuşun bir diğer nedeni ise Roman topluluklarında çocukların erken yaşta evlenmesi. Yapılan çalışmada ortalama evlilik yaşı bir çocuğun ortaokul veya lise çağlarına denk düşen 15-16 olarak tespit edildi. Erken yaşta evlenen Roman çocukları, eğitim hayatlarına devam etmek yerine ailelerini geçindirmek zorunda kalıyorlar. Rapordaki bir diğer tespit ise, Roman mahallelerindeki okulların çevre mahallelerinin okullarına göre çok daha zor fiziki koşullara sahip.

BAŞARILI TEK YARDIM KÖMÜR!

Roman mahallelerinde sosyal ardım sistemi de sağlıklı bir şekilde işlemiyor. Sosyal yardım sisteminin aksamasında Roman mahallelerine yönelik önyargıların kamu idarecileri tarafından yeniden üretilmesinin payı da bulunuyor. Sosyal yardım kalemlerine tek tek bakıldığında, en iyi işleyenin kömür yardımları olduğu görülüyor.

BELEDİYE HİZMETLERİ

Temizlik ve ulaşım hizmetlerinde Roman mahallelerinde yetersiz. Öyle ki bazı illerde Roman mahallelerine çöp arabaları ayda bir kere gidiyor. Bazı Roman mahallelerine şehir içi ulaşım araçları hizmet vermiyor.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.